Site Loader

DİJİTAL DÖNÜŞÜM YAŞANMALI AMA NASIL?

Dijital Dönüşüm çığırtkanlığı yapmak yerine güvenli bir dijital dünya yarattıktan sonra dijital dönüşüm yapmak bir zorunluluktur. Veriyi dijitalleştirmek en kolay ve en son adım olacağına ilk ve asıl hedef olmuştur. Bir an önce En hızlı Dijital Dönüşüm Yapmış Olan değil En Güvenli Dijital Dönüşüm Yapan olmayı hedeflemek gerekmektedir. Aksi halde dijital dünyadaki verilerin GÜVENİLİRLİĞİ kalmayacaktır.

SOSYAL MEDYA ANNELİĞİNİN KARANLIK YÜZÜ

Sosyal medya, pek çok insan için bağlantı kurma, ilham alma ve hatta bir gelir kaynağı yaratma platformu haline geldi. Özellikle anneler arasında, hamilelikten itibaren başlayan ve çocukların büyüme süreçlerini adım adım paylaşarak geniş kitlelere ulaşan “anne blogger” veya “anne influencer” figürleri popülerleşti. Bu durumun bazı olumlu yanları yok değil. Destekleyici topluluklar oluşabiliyor, bilgi alışverişi yapılabiliyor ve bazı anneler bu platformlar üzerinden gelir elde edebiliyor. Ancak, madalyonun bir de karanlık yüzü var: çocuklarının mahremiyetini ve refahını ikinci plana atarak, takipçi sayısını artırma hırsıyla hareket eden anneler.

KİŞİSEL VERİ İHLALLERİ NEDEN GERÇEKLEŞİYOR?

Yetersiz bilişim sistemleri güvenliği sonrasında verileri ihlale uğrayan şirketlerin veri ihlalini yasal olmayan internet olarak adlandırılan Deep WEB, Dark WEB gibi ortamlarda verilerinin satışa sunulmasından sonra öğrenmesi de bu konudaki durumun vahametini göstermektedir. Bu durumda en büyük zararı ise verileri ihlale uğrayan ve gelecekte daha büyük zararlarla karşı karşıya kalma ihtimaliyle yüzleşen veri sahipleri yani bizler görmekteyiz.

VERİ İHLALLERİ VE SONRASI

Bankacılıktan sağlık alanına birçok alanda yaşanan dijitalleşme sonrasında ortada şifreler uçuşurken hayatını diğer insanların istismarından kazanan bu dijital dünyanın karanlık insanlarını nasıl engelleyeceğiz? Kişisel verilerin ihlale uğradığını bilmek bu saldırganları engelleme de nasıl bir rol oynayacak? Acaba kaç internet kullanıcısı veri ihlali yaşayıp yaşamadığını Kurumun internet sitesindeki duyurulardan kontrol ediyor. Maalesef aklımıza gelen bu sorulara şu anda kolayca cevap veremiyoruz. Bir kez daha cehaletin mutluluk getirdiğini düşünmeden geçemiyoruz.

EĞİTİMDE ÜRETKEN YAPAY ZEKA KULLANIMINA BEKLENEN UYARI YÖK’TEN GELDİ

Her yeni güne başladığımızda acaba yapay zeka bugün neyi başardı diye düşünür olduk. Öyle ki seminerlerde, konferanslarda ve benzer ortamlarda sahneye çıkan konuşmacılardan neredeyse %50’si sunumunun bir kısmını yapay zekaya hazırlattığını söyleyerek başlıyor konuşmasına. Eğitimde yapay zekanın faydalarını saymak için sayfalar yetmez oldu. Ama bir noktaya gelindi ki artık kimse iki satır yazmaz oldu. Zaten literatür araştırması pek yapılan bir faaliyet değildi artık hiç yapılmaz oldu desek yalan olmaz. Yüksek Öğretim Kurumu tarafından uzun zamandır beklenen açıklama ve hazırlanan doküman sonunda paylaşıldı.

CEZA DAVA DOSYANIZIN SON GÜNÜ DOLANDIRICILIĞI

Her geçen gün yeni yöntemlerle insanları dolandırmaya çalışan bu dijital dünyanın suçluları hem banka hesaplarını kullandıkları kişileri suçlu durumuna düşürmektedirler hem de kolayca kandırdıkları kişilerden haksız maddi menfaat elde etmektedirler. İnsanların bu kadar kolay bu yalanlara inanmasının temelinde ise şüphesiz ki ihlale uğrayan kişisel veriler yer almaktadır.

YAPAY ZEKÂ KULLANMAYAN KALDI MI?

Sormak istiyorum, Bir seminer öncesi kendisini dinlemeye gelen misafirlere kendi elleriyle bir sunu hazırlamamayı teknolojinin bir nimeti olarak gören konuşmacıya; Nasıl çalışmanın ve bilginin değerini o dinleyicilere anlatacaksınız? Okullarda hep araştırırken insanların daha çok öğreneceği anlatılır. Hatta akademik hayatlarının başında olan akademisyen adaylarına literatür çalışmasının aslında sadece bir liste oluşturmak olmadığı adı üzerinde Araştırma Görevlisi unvanının tam karşılığı olduğu söylenir. Araştırmaktır, üretmenin ilk adımı.

İLK YAPAY ZEKÂ YASASININ AYAK SESLERİ

Nisan 2021’de ilk adımı atılan yapay zekâ yasa tasarısının belirli bir olgunluğa erişmesi ve tüm Avrupa Birliği üyesi ülkelerde uygulanmaya başlamasının 2026 yılını bulacağı tahmin ediliyor. Aslında bu uzun süreç bile bu konuda karar vermenin ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Neredeyse tüm mesleklerin kendine pay çıkardığı bu özel teknoloji ile ilgili ne kadar çok endişe verici düşünce olsa da aynı derece de vazgeçilmez olduğu gözler önüne seriliyor. Yasanın ana fikrinden de anlaşılacağı üzere yapay zeka içeren yazılımlar geliştirilirken henüz tasarım aşamasında (Privacy by Design) mahremiyetin sağlanması ve kişisel verilerin manipüle edilmesine müsaade etmeyecek güvenilir uygulamalar geliştirme konusunun öne çıktığı görülmektedir.